KORKMAYALIM ÜSTESİNDEN GELEBİLİRİZ

24 Kasım 2016  facebook  

Türkiye sancılı bir dönemden geçiyor. 15 Temmuz felaketinin yarattığı olumsuzluklar, iş dünyasında tereddütlere yol açtı ancak gelişen zaman içinde tereddütler kafalardan silinmeye başlanmış görünüyor. Tam normalleşme dönemi sürecinin hızlanması için bu yazının yazıldığı tarihte dört ay geride bıraktığımız 15 Temmuz felaketinin artçılarını hatırlamakta fayda var.

İş dünyasının tereddütlerine baktığımızda:

Korku,

Güven duygularının zayıflaması,

Ticaret hacminin daralması,

Doğruluğu kesinleşmemiş söylentiler,

Kim kimdir endişesi ile ticaretlerin zorlaştırılması,

sanki önemli sorun yumağı var gibi algılandı.

Bankaların tereddütlerine baktığımızda:

Müşterilerinin daha önce bilinmeyen pozisyonları,

Bankaların aldığı risklerin artma endişesi ile

Kredilerin kullandırılmasında zorluklar yaşandı,

Limitlerin kısılması olağan hale getirildi,

Müşterinin katlandığı maliyetler yükseldi,

İlave teminat talepleri arttı,

Çekleri kabul etme konusunda çekimser davrandılar,

Kredileri geri çağırma olayları işitildi,

Banka yöneticileri, işlemler için sorumluluktan kaçındılar,

Belirsizlikler kâbus gibi bankaların üstüne çöktü,

KHK’ların getirdiği yükümlülüklerden çekindiler,

Doğrulanması mümkün olmayan dedikodulardan etkilendiler

  1. gibi sorunlarla karşılaştılar.

Bürokratların çekincelerine baktığımızda:

Göreve devam edememe endişeleri,

Kim kimdir endişesi ile iş ve işlemleri aksatması,

Sorumluluk almak istememeleri,

Yönetmelikleri olumsuz yönde yorumlamaları,

Yavaşlayan kamu hizmetleri.

Burada bir kısmını sıralamaya çalıştığımız faktörler, ekonomide yaşanan sıkıntıların kaynağı oldu. Peki, sıkıntıları yaşadık ama her şey olağan akışında devam ediyor. Ülkemizin büyümesi hedefleri gerçekleşiyor. Üçüncü çeyrek bilançoları yayınlandığında, olağan gelişmeler görülecektir. Üretim ve ticaret devam ediyor; iş arayan işsizler, eleman arayan firmalar berdevam. Bir başka ifade ile 15 Temmuz öncesi iş hayatımızı devam ettiriyoruz.

Her zaman anlatmaya çalıştığımız gibi; “İş hayatında sorun yaşanması olağandır, asıl olan bu sıkıntıların üstesinden gelecek moral ve yetenek sahibi olarak sorunların esiri, hatta parçası olmak yerine, çözümün öncülerinden olmak görevimizdir.” anlayışı egemen olsaydı, büyük ihtimalle bu sorunları bu ölçüde yaşamazdık.

15 Temmuz’a dönelim;

Vatansever halkımız göğsünü namlulara siper etti,

Zırhlı araçlara karşı durdu, hareketlerini engelledi,

Haftalarca meydanlarda darbecilere meydan okudu,

Toplumsal ayrımcılık hareketlerine girişmedi.

İş dünyamıza gelince;

Devletimizin yanında durdu,

Ekonomik çöküş yaşanmasına izin vermedi.

Ama sıfır zarar ile atlatma konusunda bekleneni veremedi. Yukarıda sıralamaya çalıştığım faktörler ayak bağı oldu. Kim kaybetti? Durağanlığı seçen iş insanları kaybetti, dolayısıyla ülkemiz kaybetti. Kim kazandı, durağanlık yerine, hamlelerine devam edenler kazandı.

İçinde bulunduğumuz olağanüstü şartların, fırsata dönüşmesi hedefine kilitlenmemiz ve gereğini yerine getirmemiz lazım. Yaşamakta olduğumuz süreçleri iyi okumak için soruları kendimize soralım:

– Dünya 5’ten büyük ne demek?

– 5 olarak tarif edilenler ve yardakçıları Türkiye’nin gelişmesini ister mi?

– 5, Türkiye’nin IMF kıskacından kurtulmasını kabul eder mi?

– 5 ve yardakçıları kendi nüfusu artmaması, dolayısıyla yaşlanması karşısında; nüfusu artan, gençleşen Türkiye’nin gelişmesini ister mi?

– 5 ve yardakçıları bizi rahat bırakır mı, engellemeleri devam eder mi?

– 5 ve yardakçılarının Türkiye düşmanlarını koruyup desteklemesi ne anlama gelmektedir?

– 15 yıl önceki kişi başı milli gelirin 3.000 $’dan 10,000 $’a çıkması kimleri rahatsız eder?

– IMF kıskacına alarak memura yapılacak zammı, petrolün fiyatını, faiz oranlarını ve hatta emekli maaşını bile belirliyorlar.

– Türkiye’nin kredi notu hangi amaçla düşürülüyor?

– Kimler terör olaylarına demokrasi sıfatı yakıştırıyor?

– Suriye’de, Irak’ta, Güneydoğu’da felaket saçan teröristlerin silahlarını kimler veriyor?

– Türkiye’nin başına bela olmaya devam eden FETÖ mensuplarını kimler koruyor?

– Türkiye’nin gerçekleri dikkate alındığında, iş dünyasına düşen görevler neler?

– 15 Temmuz destanını yazan vatanseverler gibisi başka hangi ülkede var?

– Güçlü Türkiye’nin güçlü ekonomi ile gerçekleşeceği gerçeğinden yola çıkarsak, ekonomiyi kimler güçlendirecek?

Bu soruların cevabını bulduğumuzda;

– Neden güçlü Türkiye gerekli?

– Güçlü Türkiye için güçlü ekonomi,

– Güçlü ekonomi için, iş dünyasının başarıları,

– Bürokrasinin pozitif yaklaşımları,

– Siyasetin moral verip motive eden uygulamaları ile

kendiliğinden ortaya çıkacak ve iş dünyasının durağan anlayış yerine, atılgan anlayış içinde olması gerçeği tüm açıklığı ile kabul edilecektir.

Bu yazımın ana fikri, durağanlığı seçenler gerilerde kalıyor; hesaplarını doğru yaparak normal iş süreçlerine devam edenler ise hem kazanıyor, hem ilerliyor, aynı zamanda ülkemizin gelişmesine katkı sağlıyor.

Unutmayalım, dünya hızla değişiyor. Olmaz dediğimiz şeyler oluyor. İşte ABD başkanlık seçimi, kimsenin olmaz dediği Trump başkan oldu. Olur dediğimiz şeyler olmayabiliyor. İşte AB süreçleri. Anlaşmalar yapıldı ama AB anlaşmalara uymuyor. Bizler de olmazları olur yapacak azim ve irade ile var gücümüzle çalışmalıyız.

Sağlıklı, başarılı, verimli günler dileğimle…

Nafi GÜRAL

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası

Yönetim Kurulu Başkanı