Esin Güral Argat’ın “Yaratıcı Endüstriler ve Kültürel Miras” Panelinde Yaptığı Konuşma

Değerli Konuklar,
Sizleri Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Bugün Kütahya için yalnızca yeni bir merkezin değil, uzun vadeli bir dönüşüm anlayışının kapısını aralıyoruz.
Margaret Atwood, Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya için kaleme aldığı önsözde, 19. yüzyılın büyük iyimserliğinin yeni ve yaratıcı bir çağın kapılarını araladığını söyler.
Huxley’nin distopyası aşırı iyimserlikten, bugünün tedirginliği ise aşırı karamsarlıktan besleniyor.

Bizim görevimiz ise bu iki uç arasında, akılla, cesaretle ve gerçekçi bir umutla ilerleyen yol inşa etmektir.

Bu yol, geçmişin birikimini inkar etmeden, geleceğin belirsizliğinden korkmadan, akıl, tasarım ve ortak üretimle ilerleyen bir dönüşüm yoludur.

Artık şehirlerin sessiz kalma, geride durma zamanı geçti. Zaman, kendini yeniden tanımlayan, kararlı adımlarla dönüşüme giren şehirlerin zamanıdır. Modern dünyada bir şehrin gücü, yalnızca binaların yüksekliği veya sanayi tesislerinin büyüklüğüyle ölçülmüyor. Bugün şehirlerin gerçek gücü, kültürel yumuşak gücü, marka değeri ve küresel rekabet kapasitesiyle belirleniyor.

İşte tam bu noktada zanaat, bir şehrin vitrini olmaktan çıkıp en stratejik varlığına dönüşüyor.
Yaratıcı endüstriler dediğimizde, tasarımdan dijital içerik üretimine, oyun sektöründen görsel-işitsel medyaya uzanan devasa bir ekosistemden söz ediyoruz. Bu ekosistem yalnızca ekonomik değer üretmez. Aynı zamanda nitelikli istihdam, yerel markalaşma ve sürdürülebilir kalkınma için güçlü bir kaldıraç işlevi görür. Nitekim UNESCO’nun değerlendirmeleri, kültürel ve yaratıcı endüstrilerin dünyada yıllık yaklaşık 2,25 trilyon dolar gelir ve yaklaşık 30 milyon istihdam ürettiğini ortaya koyuyor.  UNCTAD ise yaratıcı ekonomide yaratıcı hizmet ihracatının 2022’de 1,4 trilyon dolara, yaratıcı mal ihracatının 713 milyar dolara ulaştığını vurguluyor. )

Türkiye ölçeğinde de resim küçümsenecek gibi değil. TÜİK’in ‘Kültür Ekonomisi 2024’ istatistiklerine göre, 2024 yılında kültür harcamaları 408 milyar TL’yi aştı; kültürel istihdam 957 bin kişiye ulaştı ve toplam istihdam içindeki payı %2,9 oldu.Aynı bültende, kültürel mal ihracatının 2024’te yaklaşık 9,9 milyar dolara çıktığı da görülüyor

Bugün Bilbao, Murano, Kyoto ve Limoges gibi şehirler, zanaati bir vitrin unsuru olarak değil; yaratıcı endüstrilerin stratejik çekirdeği olarak konumlandırmış durumda. Kütahya’nın yolu da tam olarak buradan geçmelidir.
Bugün dünyaya baktığımızda Bilbao, Murano, Kyoto ve Limoges gibi şehirler, zanaati sadece bir vitrin unsuru, turistik cazibe olarak görmüyorlar. Onu yaratıcı ekonominin stratejik merkezine yerleştiriyorlar, önemli bir “yumuşak güç” olarak kullanıyorlar.

Aslında Kütahya da, bu küresel rekabette eşsiz bir avantaja sahip, şanslı bir şehirdir. Yüzyıllara dayanan kültürel hafızayı taşıyor, derin bir zanaat birikimini canlı tutuyor ve tüm dünyaya anlatabileceği güçlü, otantik bir hikayesi var. Kütahya’nın “Zanaat ve Halk Sanatları” alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı üyesi olması da bu iddianın uluslararası düzeyde tescilidir.  UNESCO’nun Kütahya sayfasında yer alan bilgilere göre şehirde 2016 itibarıyla yaklaşık 435 atölye bulunuyor ve yaklaşık 15 bin zanaatkâr istihdam ediliyor; bunların %95’i çini üretimiyle ilişkili.

Hedefimiz son derece nettir.
Yerel mirasımızı dijital dünyayla, modern tasarımla ve yenilikçi iş modelleriyle buluşturmak. Kütahya’nın el emeğini, göz nurunu dünyanın en prestijli platformlarında, dijital pazarlarda ve küresel değer zincirlerinde hak ettiği yere taşımak. Yerel mirasımızı “kültürel teknolojiler” ile buluşturabilirsek, Kütahya’yı yalnızca “geleneğin merkezi” olarak değil, “geleceğin yaratıcı üssü” haline getirebiliriz. Unutmayalım ki, hafızası olanın anlatacak bir hikayesi, hikayesi olanın ise dünyada her zaman yeri vardır.

Peki, Kütahya’nın bu büyük birikimini bugünün ve yarının yaratıcı ekonomisine nasıl taşıyacağız? Daha da önemlisi, bunu nasıl sürdürülebilir ve rekabetçi kılacağız?

İlk adım, zanaat ile tasarım ve dijital üretimi aynı potada eritmektir. Zanaatkarlarımızı, tasarımcılarımızı, yazılımcılarımızı ve girişimcilerimizi bir araya getiren ortak üretim ve kuluçka alanları, bu sürecin temel taşıdır. İşte tam bu vizyonla hayata geçirdiğimiz Kütahya İnovasyon ve Dizayn Hub, tam da bu işlevi üstlenmiş, emeğin tasarımla, üretimin akılla buluştuğu stratejik bir merkezdir. Bu adım, şehrimiz için tarihi bir dönüm noktasıdır.

İkinci adım, kültürel mirasımızı çağdaş ve ekonomik bir değere dönüştürmektir. Geleneksel motifleri ve teknikleri, modern tasarım anlayışı, kültürel teknolojiler ve yeni nesil iş modelleriyle yeniden yorumlayarak markalaştırmak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Ve üçüncü, en kritik adım, sürdürülebilir bir yaratıcı ekosistem kurmaktır. Eğitimden yetenek geliştirmeye, finansmandan pazarlamaya, yerelden küresele uzanan tüm halkaları birbirine bağlayan; nitelikli insanı yetiştiren, çeken ve burada tutan; dünyaya açık bir yapı inşa etmek, bu dönüşümün olmazsa olmazıdır.

Burada bir noktayı daha somutlaştırmak isterim: Bu vizyon, “soyut” bir kültür vurgusu değildir; Kütahya’nın mevcut ekonomik gerçekliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zafer Kalkınma Ajansı’nın (Nisan 2025 tarihli) Kütahya sosyoekonomik görünüm çalışmasına göre 2024 yılında Kütahya’nın ihracatı TİM verisinde 417,8 milyon dolar, TÜİK verisinde 936,1 milyon dolar olarak raporlanmaktadır (metodoloji farkları nedeniyle iki kurumun serileri farklılaşabiliyor).  Aynı çalışmada Kütahya’nın ihracatında öne çıkan sektörlerde “metalik olmayan diğer mineral ürünler” (seramik/çini gibi alanları da kapsayan grup) %75,1 pay ile birinci sırada görünmektedir. Yani biz burada, sadece “bir kültür hikâyesi” değil; Kütahya’nın ihracat kompozisyonunda zaten ağırlığı olan bir çekirdeği, tasarım ve dijitalleşmeyle daha yüksek katma değere taşımanın yolunu konuşuyoruz.

2025 yılı bize çok önemli bir ders verdi: Gelecek herkese eşit mesafede değil. Teknoloji tek başına mucize yaratmıyor. Asıl risk, teknolojiden mahrum kalmak değildir. Asıl risk, kurumsal yapıyı, zihniyeti dönüştürmeden sadece yeni aletlere yatırım yapıp sonuç beklemektir.
Üretim biçimleri dijitalleşiyor, küresel sorunlar derinleşiyor ve toplumlar artık sadece ürün değil; anlam, şeffaflık ve etik değer talep ediyor.

Bu yeni düzende şehirlerin “biz zaten böyleydik” deme lüksü yoktur. Artık bu bir tercih değil, bir varoluş meselesidir.
İşte bu nedenle Kütahya İnovasyon ve Dizayn Hub, bizim için yalnızca bir proje, bir bina değildir.
Bu merkez, Kütahya’nın dijital geleceğe sadece uyum sağlayan değil, o geleceği şekillendirmeye talip olduğunun en net ve en güçlü beyanıdır.
Burası, geçmişin üretim mirasıyla geleceğin inovasyon ruhunu birleştiren, yaşayan, nefes alan bir ekosistemdir.
Kütahya’yı geleceğe taşıyacak bir koordinasyon kapasitesinin inşa edildiği bu adımda, üretimi, tasarımı ve teknolojiyi ortak bir kalkınma vizyonu etrafında buluşturuyoruz.

Değerli Misafirler,
Gelecek artık çok uzaklarda değil.
Bugün, tam da bu salonun içinde…
Atölyelerimizin tezgahlarında…
Tasarımcılarımızın ekranlarında ve girişimcilerimizin zihinlerinde filizleniyor.

Kütahya, köklü zanaat ve üretim mirasını dijitalleşme, tasarım ve yaratıcı endüstrilerle birleştirerek, geleceği izleyen değil, geleceği yöneten bir şehir olma iradesini ortaya koymaktadır.

Bu süreçte başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız olmak üzere, Avrupa Birliği’ne, tüm paydaş kurumlarımıza ve emeği geçen herkese Kütahya iş dünyası adına teşekkür ediyorum.
Merkezimizin şehrimize, sanayimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.